ABDÜLKADİR BULUT'UN
YAŞAMI VE ŞİİRLERİ…

Dostlar, hoş geldiniz.

İzin verirseniz, bugünkü söyleşimizin konusu ve konuğu olan Şair Abdülkadir Bulut'un, 'Bir Akdeniz Çocuğu Olarak' şiiriyle selamlamak istiyorum sizleri:

Bir Akdeniz çocuğu olarak
Tutuklandın otuzuna basmadan
Ve ellerin arkadan kelepçeli
Farkında olmadan eğildi başın
Bir nar dalının altından
Geçer gibi.

Kaygılandın ama alnın
Dağılmadı her her şeye rağmen
Geride kalsa da karın
Ve dağlara sakladığın kitapların
Kollarına girip akşamüstleri
Yol boyu yürüdüğün dostların
Dağılmadı her şeye rağmen.

Koparıldın köyünden ve suyundan
Ve onaların ilkyazlarda yarattığı
Caneriklerinden, karadutlardan
Götürüldün arkadaşlarınla birlikte
Silifke üstünden Mersin'e doğru
Sular serinlik taşıyordu.

Getirildin sabahın içinden
Gençliğini kuran Mersin şehrine
Yanında kokularına alıştığın
Kollarını boynuna doladığın
Arkadaşların.

Tutuklandın otuzuna yaklaşırken
Ne esmerliğin tadını çıkarabildin
Ne de karının, göğüs cebine
Gururla bıraktığı paralardan
Sıcak bir ekmek alabildin
Kendi ellerinle.
1976

Değerli Dostlar,

Abdülkadir Bulut, 'Bir Akdeniz Çocuğu Olarak' adlı şiirine konu ettiği ve yaşamında derin iz bırakan bu tutuklanma olayını, '12 Mart 1971 Darbesi' sonrasında, Anamur'da yaşar. Olay şöyle gelişir:

1971 yılının 17 Mayıs günü, İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Elrom'un, Mahir Çayan ve arkadaşları tarafından kaçırılmasının ardından Sıkıyönetim Komutanlığı'nın radyodan yaptığı duyuruyla 'Balyoz Hareketi' başlatılır. Ülke çapında sol kimlikli aydınlar tutuklanırken Anamur'da ilk gözaltına alınan kişilerin arasındadır öğretmen Abdülkadir. Anamur'da beton bir koğuşta geçirilen üç günün ardından, Bulut ve düşünce arkadaşları Güngör Türkeli, Fahrettin Deniz, Mehmet Kurt, Mehmet Yiğit ve Ali Kurt sorgulanmak üzere Silifke üzerinden Mersin'e gönderilir. Orada, karakolun pislik içinde yüzen beton, karanlık hücresinde aç susuz bekletilirler. Aşağılanma, gözdağı ve sorgulama peş peşe gelir. Ancak dört gün sonra bırakılırlar.

Daha önce de, 777 gün açıkta kaldığı, Can Yücel'in şiirine, Mahmut Makal'ın kitabına konu olan ilginç, ilginç olmanın ötesinde trajikomik diyebileceğimiz bir olay daha yaşamıştır Bulut. Onun bakışında ve şiir dünyasında derin iz bırakan bu olayın öyküsü kısaca şöyle gelişir:

Anamur 'Kaşdişlen Köyü İlkokulu' öğretmeni Fahrettin Deniz, 1966 yılı 10 Kasım'ında, bir 'Atatürk'ü Anma Gecesi' düzenlemek ister. Öğretmen İsmail Demirtaş, Metin Hamarat, Durmuş Ali Uysal, Mehmet Yiğit, Arif Şahin ve Abdülkadir Bulut bu etkinliğe destek verirler. Programa göre, Atatürk'ün '10. Yıl Nutku' ile 'Bursa Nutku' okunacak, Atatürk Devrimleri köylüler tarafından anlatılacaktır. Kaymakamın emri ile etkinlik hemen iptal edilir. Adı geçen öğretmenler, 'Sol propagandası yaptıkları ve halkı isyana teşvik ettikleri' gerekçesiyle açığa alınıp haklarında soruşturma açılır. Oysa, gece yapılmamıştır.

Soruşturma sonucunda suçlanan öğretmenler görevlerine döner. Bulut ise müfettişin raporu doğrultusunda ve Bakanlık emriyle mahkemeye verilir (22.11.1966). Suç delili, öğretmen Bulut'un evindeki kitapları ve onun asfalt yolda bulup lojman panosuna astığı, 'sağ bacağı kopuk, sol bacağını öne uzatır konumdaki' ezilmiş, ölü bir kurbağa'dır. Müfettişe göre, bu kurbağa sol düşünceyi simgelemektedir. Bulut, 1967 yılında mahkemece aklanırsa da bakanlık geri dönmesine izin vermez. Daha sonra, Danıştay'a açtığı, Avukat Halit Çelenk'in savunmasını yaptığı dava, ancak 777 gün sonra sonuçlanır (12.12.1968).

İzninizle, 'Bir Akdeniz Çocuğu Olarak' şiirinden yola çıkarak Bulut'un şiir dünyasına ve poetikasına da kısaca değinmek istiyorum...

Abdülkadir Bulut, Nazım Hikmet, Yevtuşenko, Ritsos Neruda, Lorca gibi yaşadığı döneme tanıklık eden ve yaşadıklarını soylu imgelerle şiirlerine taşıyan 'Toplumcu Geleneğin' içinde yer alan bir şairimizdir. İçtenlik, doğaçlama söyleyiş ve 'yerel bir konuyu yerel dil kullanarak evrensele ulaşma' onun biçemini belirleyen temel özelliklerin başında gelir. Doğa ve toplumsal olaylara diyalektik bakan bir dünya görüşüne sahiptir Bulut. Onun dünyasında, umutsuzluğa hiç yer olmadığı gibi, 'Gözyaşları da Çiçek Açar' ve 'Sevda Baba Yadigârı'dır.

Yanısıra, ulusalcı, yurtsever bir şairdir Bulut. Ona göre, 'Nasıl tanırsa bir bebek
Kokusundan anasını, babasını
Şairin hası da yiğidim
İşte öyle tanır yurdunu'

Sevgi, dostluk, arkadaşlık, yiğitlik, umu, onun bağlandığı değerlerinin başında gelir. Yaşama bakışını,

'Tılsımı her an bozulacakmış gibi
Sarmalıyız hayatı' diyerek dile getirir, Bulut.

Değerli konuklar, konuşmamın son bölümünde, eşim Saadet'le yeni tamamladığımız Şair Abdülkadir Bulut'u her yönüyle tanıtan kitabımızla ilgili de sizleri bilgilendirmek istiyorum. Doğrusu, altı yıl önce çalışmaya başladığımızda kapsamlı tek bir yapıt düşünmüştük. Ancak, ulaştığımız bilgi, belge ve kaynaklar o kadar çoktu ki, tek bir yapıtın bu zengin yükü kaldıramayacağını anladık. Sonuçta iki kitap oluştu. "Abdülkadir Bulut-Kasabalı Lorca" adını verdiğimiz ilk kitap Bulut'un dergi sayfalarında kalmış ve bir nedenle kitaplarına girmemiş olan kendi ürünlerini; şiir, yazı, söyleşi ve mektuplarını içermekte. Şairin eşi, öğretmenleri, öğrencileri ve yakın arkadaşlarıyla yaptığımız yüz yüze söyleşilerin onun yaşamöyküsüne hayli ışık tuttuğunu söyleyebilirim. Gün yüzüne çıkardığımız Bulut'un kendi ürünü –32 şiir, 30 yazı, 5 söyleşi-edebiyat tarihçileri, eleştirmen ve onu tanımak isteyen okurlar için önemli bir kaynak...

Bulut'un yakın dost ve arkadaşlarının onunla ilgili yazı ve şiirlerini kapsayan, "Abdülkadir Bulut Kasabalı Lorca'ya Selam" adındaki ikinci yapıtımız ise bir armağan kitap sayılabilir. Bu yapıtta onun için yazılmış 32 şiir, 89 yazı yer almakta. Bunların da eleştirmen ve okurlarca değerlendirileceğini umuyoruz.

Bugün burada sevgiyle andığımız ve bir ölçekte tanıtmaya çalıştığımız Anamurlu şair Abdülkadir Bulut, 8 Ağustos 1985'te, tutuklu bir akrabasının duruşmasını izlemek için geldiği Silifke'den Anamur'a dönerken, Boğsak yakınlarında geçirdiği bir trafik kazası sonucu ağır yaralanır. Önce Silifke Devlet Hastanesi'ne, oradan Mersin Devlet Hastanesi'ne kaldırılır, ancak kurtarılamaz. Bir gün sonra, 42 yaşında aramızdan ayrıldığında geride yayımlanmış 7 şiir kitabı ile 2 çocuk romanı bırakır. Söylemek gerekirse Bulut, topluma olan borcunu yazdıklarıyla ve örnek yaşamıyla ödemiştir. Sıra, bizim ona olan vefa borcumuzu ödemeye gelmiştir.

Dileğimiz, Bulut'la ilgili kitaplarımızın, şairimizin ölüm yıldönümü olan 9 Ağustos'a değin onun toplu şiirlerini içeren ve bugün piyasada bulunmayan "Ülkemin Şiir Atlası" kitabıyla birlikte okurlarına ulaşmasıdır...

GÜLEDDARE

- Metin Çiçek için -

Ağlayan siyah bir güldür şimdi
Yurdum senin yurdunda güleddare
Kıtlık kıran içinde de olsa
Boynunu eğmeden döker tohumunu
Dibindeki en kuytu yere.

Sır alır gibi, su alır topraktan
Uzatır bir dağ kırlangıcına
Ne kadar benzese de hayatı
Meyveleri taşlanarak düşürülen
Bir harnup ağacına.

Artık şafaklardan sonra sonbahar da
Düşer gider bir güvercinin ardına
Ve solgun bir gün kalır geriye
Ama gene de unutulmaz ve anımsanır
Ağlayan siyah bir gül diye.

Ağlayan siyah bir güldür şimdi
Yurdum, senin yurdunda güleddare
Koparıp taktığın zaman yakana
Satırlarda aşk sözleri olan
Bir mektup olur yâre.

ABDÜLKADİR BULUT

ALİ F. BİLİR
"4. Çukurova Sanat Günleri' kapsamında Silifke'de yaptığı konuşma, 6 Nisan 2010

ŞİİRLERİ



ARKADAŞINIZA GÖNDERMEK İÇİN:





ŞİİR PARKI