ANADOLU YOLLARINDA Ne zaman yollara düşsem Mediha, Yüreğim çırpınır, diyelim ıssızda mor bir çalı, Veya unutulmuş bir köyle karşılaşırım tezek sıvalı, Öperim bacalarından tüten sevinci. Tüm bu yollarda geçiyor ömrüm, Güneşli, yağmurlu bu Anadolu yollarında. Öylesine içli Tanrı kutsallığında, Bazen silinmiş mezarlar görürüm. Bir inek çıkıverir önüme kekikten, naneden - Ağzında bir tutam ot, memesini çalkıyarak Bağlara ben düşmüştür, minareler ak Kuşlar ki büyürler gözümde gizden. Çiçekler gördüm mü kar altında eflatun, sarı, Yalnızlığımı düşünürüm Mediha, o zehir hüznü... Gurbet alabildiğine yayılır önüme Bir de çobanların hoov hoooo yankıları. Bazen deniz çıkıverir önüme köpükten, maviden, Uzaklardan geçip, giden gemiler, Artık barınmaz kalbimde keder Mediha. Kanatlarım sevinçten. Ah o yolları, o rüzgârlı yolları, Nasıl yürekten seviyorum anlatamam. O köpüklü ayran satanları unutamam. Ayazda gazete isteyen çocukları Mediha. Hep Anadolu yollarında Canım vatanımın yollarında Köprüler, tüneller, dönemeçler Ses, bulut, çam Her parçasında emek, alın teri Anadolu yollarını anlatamam. ~ Halim YAĞCIOĞLU ~ Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi, Haziran 1997, S: 546, S. 575



ARKADAŞINIZA GÖNDEREBİLİRSİNİZ :