1928 yılında Gelibolu'da doğan, 60'lı yıllarda öykü şiir denilebilecek örneklerle öteki insanların duyarlıklarına açılan İlhan Demiraslan istediği yerde, Trabzon'da 25 kasım 1980'de öldü. Demiraslan'ın asıl mesleği doktorluktu ve alanında yetkin bir uzmandı. Şairler belleklerimizde şiirleriyle, kitaplarıyla yer edinirler. İlhan Demiraslan'ı düşününce bunun doğruluğuna daha çok inanıyorum.
İlk kitapları İncir Ağacı, Eller Ekmeğe Doğru yıllardır raflarda bile bulunmuyor. Daha sonra yazdıkları ise henüz kitaplaşmadı. Aramızdan ayrılalı 10 yıl olmuş. "Unutulan Şairler" başlıklı yazım 1985 yılında yayımlanmıştı. Orada İlhan Demiraslan adını anarak bu değerli ozanımızın kitaplarının basılmasını dilemiştim. Ne yazık ki yayın dünyası bu konuda yeterince duyarlı değil henüz...
İlhan Demiraslan'ı 1965 yıllarından tanıyorum. Trabzon Kemik Verem Hastanesi'nde başhekim yardımcısıydı. Alanında yetkin bir uzmandı. Bilimsel çalışmaları tıp dergılerinın sayfalarındadır. Bir şair olarak başarısının yanı sıra engin bir kültürel birikimi vardır. Söyleşilerimiz gecenin sonuna doğru fasıl dinleyerek Rumeli türküleri söyleyerek gelişirdi.
Sofrada çoğunlukla Attilâ Aşut, Ali Faik Cihan, Subutay Hikmet de olurdu. Akşam yemekleri çok sevdiği Liman Lokantası'nda yenirdi. Bu lokantayı İstanbul'dakine benzetirdi. Saıt Faik'in amca kızı seramikçi Melike Abasıyanık'la evliliği yürümemişti, ama İstanbul onun için özlemlerin en dayanılmazıydı. Gene de Karadeniz kıyılarında argonotluğa çıkmıştı işte.
12 Eylül'ün ertesinde kasım sonu ya da aralık başı arkadaşım Raif Özben'den ölüm haberini almıştım. 24 Kasım 1980 geceyarısı ölmüş ve ertesi gün Akçaabat Kimsesizler Mezarlığı'na gömülmüş... Ardından Cumhuriyet Gazetesi, Gösteri ve Varlık dergileri Gündoğdu Sanımer ve Raif Özben'in yazılarını yayımladılar. O kadar.
Yıllar sonra Trabzon Kıyı dergisindeki arkadaşlar Demiraslan'a sahıp çıkarak onu andılar. Demiraslan bu ilgiden çok daha fazlasına layıktı. Bir söyleşimizde Cemal Süreya şunları belirtmişti: "Yazara, şaire sağlığında sahip çıkmak gerekir. Ben kendi adıma ilk şiirlerimi yazarken hep İlhan Demiraslan'a özenirdım. Onun gibi dize kurmak, onun coşkusuna erişmek isterdim."
Sanki kendi ölümü üstüne bir şiir de yazmıştı Demiraslan:
"Çok alışık bir yüzle gelir ölüm / çok alışık bir yüzle yakın çekim / örneğin seksenli yıllarda / örneğin bir eylül ya da bir ekim"
Evet, eylül ve ekım ayları geçmiş kasım sonu geldiğinde kalp çarpıntıları hızlanarak 24 kasım geceyarısı onu yaşamdan çekip almıştı. Şimdi geride kendi daktilosundan çıkmış ve 1966 sonrasında yazdığı şiirlerden yapılmış bir seçme kaldı. Tümü Trabzon Görele şiirleri... Acının Uçları adını verdiği bu yayıma hazır şiir kitabının bir örneği bende. Sayfaları karıştırdıkça anılara dalıyor, 10 yıllık özlemin acısını duyumsuyorum, İbrahim Dizman'ın Kıyı'daki (Kasım 1990) yazısını okuyarak...
Rahat uyu Trabzon'daki son argonot...
ÖNER CİRAVOĞLU
Cumhuriyet Kitap, 20 Aralık 1990, Sayı 44, S. 4

ŞİİRLERİ