SEVİYORUM'dan
BÖYLEYDİ ESKİDEN
İnsanoğlu aşkı doğduğunda getirir,
ama iş güç,
para pul,
ve buna benzer bir sürü şey,
kurutur gönlünüzün verimli toprağını.
Yüreğin üstünde beden giysisi vardır,
bedenin üstünde de gömlek.
Ama iş bu kadarla kalmaz.
Adamın biri -
bir salak! -
bu gömleğe kol kapağı takmış,
göğüs kısmını da kolalamıştır.
İnsanoğlu yaşlandıkça fikir değiştirir.
Kadın süslenir.
Müller (1) jimnastiğine başlar erkek.
Ama çok geç.
Deri kırışıklarla dolmuştur.
Aşk çiçeği açar,
açar,
ve solar.
Ben de bol bol getirdim aşk verisini.
Ama insanlar,
daha küçücük yaştan başlayarak
çalışmaya göre koşullanır.
Bense -
Rion kıyısında koşar
sürterdim
hiçbir şeye aldırmadan.
Kızardı anacığım:
"Ah korkunç haylaz, ah!" diyerek.
Kırbaç gibi şaklatırdı kemerini babam.
Bense
cebimde üç düzmece ruble,
üçkâğıt oynamaya giderdim erlerle.
Ne sırtımda bir gömlek,
ne ayağımda bir pabuç.
Kutaissi Fırınında kavurur,
ya da güneşe verirdim sırtımı
ve işkembemi,
içim bulanana dek.
Kendinden geçerdi güneş:
"Üst üste konmuş üç elma gibi mübarek!
bu oğlanda var besbelli -
altı okka bir yürek.
Ve hınzır, anasını belliyor bu yüreğin.
Baksana a canım,
nasıl oluyor da sığdırıyor
beni,
ırmakları
ve uzayıp giden kayalıkları,
o kuş kadar yüreğe?"
(.....)
YETİŞKİN
Yetişkin adam olunca iş yapılır.
Cepte rubleler.
Peki ya aşk?
Al işte, o da var!
Yüz rubleye.
Bense,
evsiz barksız,
eller
yırtık
ceplerde,
sokaklarda sürterdim gözlerim dört açık.
Geceleri,
en güzel giysileriniz sırtınızda,
dinginliği ararsınız karınızın ya da bir dulun kollarında.
Bense,
boğulurdum Moskova’nın
o uçsuz bucaksız sokaklarında.
Gönüllerinizde,
saatlarınızda
sevgililer gider gelir.
Ey sevda döşeklerinin oyuncuları, o ne kendinden geçiştir
öyle!
Bense, Sevda Alanı'nda (2) durur,
sermayelerin yabansı kalp atışlarını
yakalardım.
Gömleğimin düğmeleri çözük,
yüreğim hemen hemen dışarda,
güneşe ve yağmura açardım bağrımı.
Gelin, girin tutkularınızla!
Tırmanın aşklarınızla!
Şimdiden sonra denetleyemem artık kalbimi.
Bilirim başkalarında kalbin yerini.
Göğsün içindedir - herkes bilir bunu.
Bendeyse,
anatomi tersine döndü.
Tepeden tırnağa kalbim ben -
Her yanım küt küt atmakta.
Ah, sayısı kaçtı acaba,
salt ilkbaharların
yirmi yaşında aşkın külhanında yanan!
Üst üste konduğunda, dayanılmaz bu ağırlığa.
Dayanılmaz,
ozan lâfı değil bu,
gerçek.
(.....)
SEN
Derken o çıkageldi -
ciddî
bir bakışla,
o bangır bangır sesin,
dev gibi boyun posun,
altındaki küçük çocuğu keşfetti.
Kalbine tek başına
el koydu,
ve onunla,
oynayışı gibi bir küçük kızın balonla
oynamaya koyuldu.
Ve bütün öbür kadınlar -
inanılmaz bir mucize karşısındaymışçasına -
şurda evli bir hanım,
ötede bir küçükhanım işe burnunu soktu
"Sevilir mi böyle bir adam?
İyi ama şekerim, belini kırar insanın!
Kadın hayvan eğiticisi besbelli!
Hayvanat Bahçesi'nden mi geliyor ne!"
Bense bayram ediyorum.
Yok artık -
boyunduruk.
Aklım başımdan gitmiş,
atlayıp sıçrıyorum,
düğünlerde danseden bir Hintli gibi,
öylesine neşeli,
öylesine hafif hissediyorum kendimi.
Tek başıma taşıyamam
bir piyanoyu
(hele hele
bir kasayı).
Öyleyse nasıl taşırım
piyanoya
ya da kasaya
benzemeyen kalbimi - geri alınca.
Ne güzel söylüyor bankacılar
"Ceplerimiz yetmediği zaman,
biz büyük zenginler,
bankaya koyarız paramızı."
Ben de
sana yatırdım
sevgimi,
çelik kasada saklı hâzinem,
ve şimdi, neşeli Kresus,
dolaşıyorum elimi kolumu sallayarak.
Canım istedi mi,
şöyle küçük bir gülüş çekiyorum
ordan,
hattâ kimi zaman daha da azını,
ve gece yarısından sonra,
sokak kızlarıyla oynaşırken
lirizm cüzdanından beş on kuruş harcıyorum.
BEN DE ÖYLE
Filo bile sonunda limana döner,
tren soluk soluğa koşar gara doğru.
Bense ondan daha hızlı koşmaktayım sana
- çünkü seviyorum -
budur beni çeken, sürükleyip götüren.
Cimri şövalyesi Puşkin’in, iner
bodrumunu karıştırıp seyretmeye.
Ben de, sevgilim
döner dolaşır gelirim sana.
Taparım,
benim için çarpan o yüreğe.
Sevinçlisinizdir evinize dönerken.
Atarsınız tıraş olurken, yıkanırken,
kirini pasını vücudunuzun.
Ben de aynı
sevinçle dönerim sana -
evime dönmüyor muyum
sana doğru
koşarken?
Yeryüzü insanları toprak ananın koynuna dönerler sonunda.
Hepimiz döneriz en son yuvaya.
Ben de öyle,
bir şey var
beni sana çeken
daha ayrılır ayrılmaz,
birbirimizden uzaklaşır uzaklaşmaz.
SONUÇ
Hiçbir şey silemez aşkı,
ne tartışmalar,
ne ayrılık.
Bir de bakarsın yeniden gözden geçirilmiş,
ölçülüp biçilmiş,
üstünde düşünülmüştür.
Ve şimdi düzyazı parmaklı sancağımı kaldırıyor,
doğdum doğalı ve yürekten
sevdiğime,
ölene dek de seveceğime yemin ediyorum.
1922
Vladimir Mayakovski ( 1893 - 1930 )
( Rusya )
Çeviri : Bertan Onaran
(1) Müller: Ünlü bir jimnastik uzmanı
(2) Sevda Alanı : Moskova'da, aynı adı
taşıyan manastırın bulunduğu alan.
Bugün, Puşkln Alanı adını almıştır.
Lili Brik'e Mektuplar, S. 83-92
|