MİRDÂD KUNDAKTAKİ ERMİŞ

Mihail Nuayme’nin Mirdâd adlı eseri Mirdâd Kundaktaki Ermiş adıyla Kasım 1999’da İstanbul’da faaliyet gösteren Kaknüs Yayınları arasında yayımlandı.

Lübnan asıllı edebiyatçı Mihail Nuayme 1889 yılında Lübnan’da dünyaya geldi. 1911 yılında Amerika’ya göç etti. Orada Washington Üniversitesinden hukuk ve edebiyat diploması aldı. 1932 yılında Lübnan’a geri döndü ve 1988 yılında vefat etti.

Amerika’daki göçmen Arap edebiyatının Cubrân Halîl Cubrân (1883-1931)’dan sonra gelen en önemli isimlerinden birisidir. Hayatını yazmaya adayan yazar Amerika’da bulunduğu sürede yalnızca iki eser kaleme almış iken, Lübnan’a döndükten sonra tiyatro, öykü, eleştiri vb. alanında yirmiden fazla eser yazmıştır.

Bunlardan bazıları şunlardır. el-Ğirbâl ("Elek"), el-Ğirbâlu’l-Cedîd ("Yeni Elek"), Kâne mâ Kâne ("Bir Varmış Bir Yokmuş"), Ekâbir ("Kendini Beğenmişler"), el-Âbâ’ ve’l-Benûn ("Babalar ve Oğullar"), el-Yevmu’l-Ahîr ("Son Gün").

Mihail Nuayme’nin bu eserinden başka günümüze kadar üç eseri daha Türkçemize kazandırılmıştır. Bunlardan birisi Muzekkirâtu’l-Arkaş adlı eserinin Doç. Dr. Hüseyin YAZICI tarafından Arapça aslından Türkçeye çevrilerek, Eylül 1998’de Kaknüs Yayınları arasında yayınlanan Kendini Arayan Adam, Arkaş’ın Günlüğü’dür.

Diğeri Nisan 2000’de Kâne mâ Kâne adlı hikâye kitabındaki altı hikâyenin Prof. Dr. Kenan Demirayak tarafından Arapça aslından Türkçeye çevrilerek Erzurum’da Babil Yayınları arasında basılan Kısır ve Diğer Öyküler’dir.

Bir diğeri de Hemsu’l-Cufûn adlı şiir kitabının Doç..Dr. Hüseyin Yazıcı tarafından Arapça aslından Türkçeye çevrilerek Kasım 2000’de Kaknüs yayınları arasında yayınlanan Gözlerin Fısıltısı’dır.

Mihail Nuayme, insan kavramına ve insanın iç dünyasına oldukça değer verir. Ona göre insanın yaşamdaki amacı bilgidir; bilgi de insanın kendini tanımasıdır. Bıkmadan insanda var olan engin hazinelerin üzerinde durur.

İnsanın, aslında bütün insanları kendi içinde taşıdığını ve kendisini tanıdığı sürece de hiçbir şeye gereksinim duymayacağını söyler. Para, makam ve alkış insanın gerçek mutluluğu için hiçbir değer taşımaz. İnsan sevildiği sürece hem zengin hem de mutludur.

Mihail Nuayme insanın derinliklerindeki dalgalanmaları araştırırken kendi iç dünyasını da ortaya koyar. Vahdetu’l-vucûd, küçüklüğünden beri kendisine eşlik eden bir düşüncedir. Onun felsefesi tanrıda, insanda ve doğada kaybolmaktır. Ona göre kaybolmak aslında sevginin en üst mertebesidir.

"Sen", "Ben" ve "O" yoktur onun dünyasında. "Ben" herkes demektir; herkes de "Ben" demektir. Bağlı bulunduğu edebî ekol de insana ayrı bir değer verir. Yaratmak istedikleri insan tipi, "hür ve mutlu" insan tipiydi. Vicdan hürriyeti, düşünce hürriyeti onlar için bir insanda bulunması gereken hakların başında gelir.

Çevirisi sunulan bu eser önce İngilizce kaleme alınıp, sonra Arapçaya çevrildi; birçok defa basıldı ve birkaç dilde yayımlandı. Eserin bazı sayfa ve satırlarında Cubrân Halîl Cubrân’ın etkisini – her zaman olduğu gibi - görmek mümkündür. Daha açık bir ifadeyle, bazı yerlerde Cubrân’ın en-Nebî ("Peygamber/Ermiş") adlı eserinde kullandığı kalem sanki ödünç alınmıştır.

Fakat sanat üslupları tamamen farklıdır. Nasıl ki Cubrân bazı duvarları iterek yıkmaya çalışmışsa, Nuayme de bazı duvarları kendi edebî gücüyle iterek yıkmaya çalışmıştır. Yetmiş yaşlarında kaleme almış olduğu bu eseri, hayatının "İncil’i" olarak düşünmüştür. Nitekim eserin pek çok yerinde İncil’in etkilerini görmek mümkündür.

Bu eserin kahramanı Mirdâd, bir gemiye hizmetli olarak giriyor. Önce sessiz kalıyor, seyrediyor, düşünüyor ve inceliyor. Fakat sonra dudaklarındaki mührü kaldırıyor ve konuşmaya başlıyor. Etrafında ders halkaları oluşturuyor. Gemideki hayat yavaş yavaş değişmeye başlıyor.

Mirdâd insanları sürüklüyor, düşündürüyor ve en önemlisi de insanın hafızasını zorluyor. Hayat, ölüm ve ölüm sonrası hayat gibi kavramları, kimi zaman insanı düşündürerek, kimi zaman düşünce dünyasını tekrar gözden geçirmeye iterek, kimi zaman da "beni düşüncelerimle baş başa bırak" dedirterek ele alıyor.

Bu eserde insanın yeteneklerinin ve gücünün sınırsız olduğu vurgulanarak insana önemli bir yer veriliyor. "İnsanları yönetmek istiyorsanız, önce kendinizi yönetmeyi öğrenin ve insanların derinliklerine inin!" diyen Mirdâd, gerçek sevgi, gerçek mutluluk, kurtuluşa özlem, aydınlık, karanlık gibi meseleleri irdeliyor ve insanın ufkunu açarak derin ve sessiz düşünmesini sağlıyor.

Sonuç olarak; Modern Arap edebiyatından yaptığı çevirileriyle tanınan Doç. Dr. Hüseyin Yazıcı Beye Mihail Nuayme’nin bu eserini Türkçemize aktardığı, Kaknüs Yayınları yetkililerine yayın dünyamıza böyle bir eseri kazandırdıkları için teşekkür eder, kültür bağlarımızın eskilere dayandığı Arap dünyasından nice yeni çevirilere de imzalarını atmalarını dilerim.

Doç. Dr. MUSA YILDIZ
Nüsha, Sayı: 5, Bahar 2002, S. 175-176

ŞİİRLERİ



ARKADAŞINIZA GÖNDERMEK İÇİN:





ŞİİR PARKI