Güneş damların üstünde görünür görünmez, demirci Hasan işe başladı. Örsü dövüyor. Örsün üstüne inen çekicin altından fışkıran kıvılcımlar
karanlık demirhaneyi aydınlatıyor.
Demirci Hasan çok uzun boyludur. Elleri nasırlıdır. Boynu kalındır.
Önünde meşin bir önlük vardır.
Demirci Hasan çalışıyor. Demirci Hasan çalışarak şarkı söylüyor. Öy
le yürekten, öyle neşeli şarkı söylüyor ki, bütün köy halkı onun şarkılarını
dinliyor.
Demirci Hasan çalışarak şarkı söylerken, dışardan nal sesleri geldi. Sır
malar giyinmiş bir atlı, demirhanenin kapısı önünde atını durdurdu. Sırmalar giyinmiş atlının atı köpük içindeydi.
Atlı bağırdı:
— Hey, demirci!..
Demirci Hasan cevap verdi:
— Ben buradayım... Ne istiyorsunuz?
— Atımın nalı çıktı, çabuk yerine mıhla!..
Demirci Hasan sordu:
— Bu telâşınız nedir? Nereye gidiyorsunuz?
Sırmalar giyinmiş atlı bağırdı:
— Sus!. Sana ne dedimse onu yap! Fazla söz istemem.
Demirci Hasan cevap verdi:
— Vay, vay vay... Daha hiç kimse bana böyle kaba sözler söylemedi.
Haydi yolunuza gidin. Atınızın nalını mıhlamıyacağım...
— Ne dedin? Atımın nalını mıhlamak istemiyor musun? Ben Kırkharamilerin elçisiyim. Beni Kırkharamilerin reisi bir iş için gönderdi!
Demirci Hasan sırma elbiseli atlıya sordu:
— Kırkharamilerin reisi sizi hangi iş için gönderdi?
— Çok büyük bir iş için. Acemistan'daki Kırkharamilerin reisi kendi
atlarının bizim atlarımızdan daha çabuk koştuğunu söylemiş. Bizim reis
buna kızdı. Acemistan'daki Kırkharemilere harp açmak istiyor...
Demirci Hasan bu cevaptan hiçbir şey anlamadı, Tekrar atlıya sordu:
— Peki amma, sen nereye gidiyorsun?
— Ben, kendileriyle harp etmek istediğimizi söylemek için Acemistan'
daki Kırkharamilere gidiyorum...
Demirci Hasan düşündü. Sonra dedi ki:
— Demek siz Kırkharamiler kavga edeceksiniz. Sonra bu kavgayı kim
kazanırsa gelip eşkiyalık yapacak. Halkı soyacak...
Daha demirci Hasan sözünü bitirmeden demirhaneye bir köylü geldi:
— Demirci Hasan, dedi, benim sapanın demiri kırıldı. Şunu bir düzelt,
rica ederim.
— Hemen, şimdi senin sapanın demirini düzeltirim, diye cevap verdi.
Demirci Hasanın köylüye verdiği bu cevaba Kırkharamilerin elçisi kızdı. Bağırdı:
— Ne?.. Ya benim atımın nalını ne zaman mıhlayacaksın? İlkönce ben
geldim. İşim aceledir. Vaktim yok...
Demirci Hasan sırma elbiseli atlıya şu cevabı verdi:
— Doğru. Fakat köylünün sapanını düzeltmek senin gibi eşkiyanın
atını nallamaktan daha iyidir. İlk önce köylünün işini yapacağım.
Bu cevap atlıyı büsbütün kızdırdı. Fakat oralarda Hasan'dan başka bir
demirci olmadığı için sesini kesti. Demirci Hasan köylünün sapanını düzeltip bitirdiği zaman içeriye bir kocakarı girdi. Kocakarı Hasan'a:
— Hasan oğlum, dedi. Benim arabayı çeken eşeğimin nalı çıktı. Şunu
yerine takıver kuzum.
— Hemen, şimdi senin eşeğinin nalını yerine takarım, diye demirci Hasan cevap verdi.
Demirci Hasan'ın kocakarıya verdiği bu cevaba Kırkharamilerin elçisi
yine kızdı. Bağırdı:
— Ee? Ya benim atımın nalını ne zaman mıhlayacaksın? İlkönce ben
geldim. İşim aceledir. Vaktim yok...
Demirci Hasan sırma elbiseli atlıya şu cevabı verdi:
— Doğru. Fakat kocakarının eşeğinin nalını yerine takmak senin gibi
eşkiyanın atına mıh mıhlamaktan daha iyidir. İlkönce kocakarının işini yapacağım.
Bu cevap atlıyı çok kızdırdı. Fakat Hasan'dan başka demirci olmadığı
için sesini kesti.
Demirci Hasan kocakarının eşeğine nal çakmayı bitirdiği zaman içeriye bir çocuk girdi. Çocuk Hasan'a:
— Hasan dayı, dedi. Benim oyuncak arabamın tekerleği kırıldı. Şunu
bir düzeltiniz rica ederim.
— Hemen, şimdi senin arabanın tekerleğini düzeltirim, diye Hasan cevap verdi.
Demirci Hasan'ın çocuğa verdiği bu cevaba Kırkharamilerin elçisi
yine kızdı. Bağırdı:
— Ne? Ya benim atımın nalını ne zaman mıhlayacaksın? İlkönce ben
geldim. İşim aceledir. Vaktim yok.
Demirci Hasan sırma elbiseli atlıya şu cevabı verdi:
— Doğru. Fakat bu çocuğun arabasının tekerleğini düzeltmek, senin
gibi eşkiyanın atına nal mıhlamaktan daha iyidir.
İlkönce çocuğun işini
yapacağım.
Bu cevap atlıyı daha çok kızdırdı. Fakat oralarda Hasan'dan başka
demirci olmadığı için sesini kesti.
Demirci Hasan, çocuğun arabasının tekerleğini düzeltince, sırma elbiseli atlı dedi ki:
— Eh, haydi şimdi benim atımın nalını mıhla bakalım.
Demirci Hasan güldü. Sırma elbiseli atlıya şu cevabı verdi:
— Karnım çok acıktı. Dükkânı kapatacağım. Yemek yemeğe gideceğim. Sen istersen burada bekle. Köylüler senin kim olduğunu anladılar.
Şimdi gelecekler. Seni yakalayıp götürecekler.
Bu cevap atlıyı çok, amma çok kızdırdı. Demirci Hasan'ın üstüne atılıp onu öldürmek istedi. Fakat demirci Hasan bir yumrukta eşkiyayı yere
yuvarladı. Köylüler geldiler. Kırkharamilerin elçisini bağladılar. Şehre götürdüler...
AÇIKLAMA:
Nâzım Hikmet'in "Demirci" hikâyesi 1931'de basılan "Çocuklara Mavi Kitap" adlı derlemeden alınmıştır. Hikâyenin altında "Nakleden: S.İ." imzası bulunmaktadır. Kitabı yayımlayan şair İlhami Bekir, Asım Bezirci'ye, bu imzanın Nâzım Hikmet'e ait olduğunu açıklamıştır.
NÂZIM HİKMET RAN
Sanat Emeği, 16 Haziran 1979, S. 31-33

ŞİİRLERİ