İSTANBUL YOLU
İzmit'ten çıkınca gök deniz kokulu,
Küfür küfür eser İstanbul yolu.
Bir seher yelidir arabamız,
Sevinir koşar önünde deniz,
Bir bakarsın dağ, bir bakarsın su.
İçe siner taze yosun kokusu.
Yollarda çınarlar göğe kadar,
Altında çocuklar simit satar.
Derince'den öte yaz çiçekleri,
Yarımca'da kiraz bahçeleri.
Bir sandal gider ta önümüzden,
Kuşlar kanadlanır dört yanımızdan,
Konuşur suların mavisi...
Deniz bir şarkıdır bir ağızdan.
İşte şu gördüğün Eski-Hisar,
Işığa düşmüş gölgesi.
Ötede kuma çekilmiş kayıklar,
Bir küçük balıkçı kulübesi.
Geleni büyüler, gideni oyalar,
Eski günlerden bir haber.
Bu kale bir peri masalı,
Bu kıyı bir büyü ülkesi.
Vapur düdükleri duyulur birden,
Bir gemi körfeze açılır kıyıdan.
Bulutlar suların aynasında kırmızı,
Kuşların kanadı güneşten sarı.
Sıyırır denizin yüzünü ansızın
Bir zeytin dalı.
Sağında Alemdağı ağır ağır,
Tatlı düşlerinden uyanır.
Solunda Marmara, mine mavisi,
Uzatır köpük köpük tasını.
Yok bu denizden daha güzeli,
Cana yakını.
Yok bu ışıktan daha serini,
Gönül açanı.
En son ufuktan görünür Çamlıca,
Eteğinde selvilikler Karaca.
Mavi sedirleri, fıstık çamları,
Tüter ışıl ışıl akşamları.
Güneş gemileri geçer açıktan,
Bulut kümeleri aydınlıktan,
Minareler kubbelerle parıltısı İstanbul'un
Göğe vurur som ışıktan...
Seni bekler şehirlerin güzeli,
Durur kucak açar elleri dolu.
Kaç denizi aşıp gelir rüzgârı,
Küfür küfür eser İstanbul yolu.
Selâhattin Batu ( 1905 - 1973 )
Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi
Ağustos 1962, S: 131, S. 852
|