NERDE SEVGİNİN TUTUNANI

Tevfik Akdağ'dan yeni bir kitap "Eski İnsan Sözleri"

Başlangıçta ince ve soylu bir hüzünle karşılaşacaksınız. Tevfik Akdağ nicedir belleklere çekilmiş, kuytuların sıcak loşluğundaki sabırla ördüğü şiirlerinde hüzne öncelik tanıyor. Kitabının adı bile buna yakışır bir addır: "Eski İnsan Sözleri". Kırmızının egemenliğiyle soluklaşan bir yüz, geçmiş zamanlarda ne kadar sözü varsa söyleyip bitirmiş, kapağından size bakmaktadır. Size bakmakta, söylenen onca sözlerin şiir tartısından size kadar nasıl aktarıldığıyla sizdeki etkileme gücünü sorgulamaktadır:

"Bir bilinmeyenden oldun / Ne sevinerek ne üzgün / Anlamadan var olduğunu / Başladın hemen değişmeye / Uçsuz bir zaman kavramında /Başkalaştıkça başkalaştın / İlk adın ateş oldu / Kimbilir kimin koyduğu sonradan."

Tevfik Akdağ'ın "Sonra insan oldun" başlığını verdiği şiiri, insana insan kimliğinin verilme olgusunu gözlemleyecektir:

"Ve bir gün ayırdın kendini / Bunların arasından / Yani sayısız canlı içinde Yaratan aklı yarattın".

Ardından gelen dizeler, insanın evren içinde evren oluşunun serüvenini söyler. Duygusuz karanlığından doğarak (kendi) dışındaki gerçeklere gözünü açar; gizini sürdürmek için çoğaltan çekirdek gibi doğurur:

"İlk sevişmendir bu senin / Durup dururken ilk sahneye çıkışın".

Giderek katılaşan içeriğiyle Tevfik Akdağ, size insanın özündeki yakaladığı gerçeği gözler önüne sunar:

"Büyütürler bilmeden / Ne olacağını sonunun / Şölenler kurarlar sana / Varolmak istediğini sormadan / Görmeden dokunmayı tadarsın önce / Tutup emersin ellerinle / Bu katıldın demektir oyuna / Başladın işte ilk gösterine".

Hüzünle yaşam gerçeğinin acımasızlığı aynı şiir tezgâhının dokusundan geçer. Tevfik Akdağ, insanı insan yapan, yanısıra insanın insan olmasını engelleyen öğelerı tek dokuda özdeşleştirir:

"İleri gidiyorsun derler kimi kez / Yollar bulurlar seni durdurmaya / İnanmayı çıkarırlar karşına / Anlamak yerine".

İlk öğrenme, 'tüketim'dir. Öğrenilmesi zorunludur bunun. "Konuşmaya bile tüketim denir / Öğren bunu önce"

der Tevfik Akdağ, ekler:

"Kolay bundan sonrası / Kulağın ne sözcüklere alışacak nasıl olsa / Üstelik olacaksın sen de bir gün / Sözcük tüketen kibirli dilinle / Evet tüketensin sen ilk buyrukta / Ama kimin kuralı bu söyle / Smith Keynes Ricardo Marx / Sen söyleyemezsen sen söyle / Daha neler sokacaklar çocuğum / Kafana senin".

Böyle dedikten sonra ansızın sertleşip katılaşır. Karamsarlık, umarsızlık bir duvar gibi önünde yükselir insanın:

"Ağlamaktır bazen / Gülmektir kaygısız paylaşınca / Gel gelelim böyle olmuyor işte / Başlıyor koşu sonsuz bir yokuşta / Bulamazsın bir yudum sütü bile / Ananın o ak fabrikasında / Bulamazsın o seni büyüten şeyi / Hemen elinin altında".

"Eski İnsan Sözleri", bir tür bilgelik kumkumasıdır. Yumuşak, çoğu kez zorunlu katılık (gerçeğin zorlamasıyladır bu) eşliğinde yaşamı tanımlar size. Tıpkı ilk din ulularının, onlardan devşirilen yaşamı da özümsemiş bilgeliklerdir bunlar. Küçük, ama etkin yaşam öğütlemeleridir:

"Eskimek çoğalmaktır / Bunu bil önce / Eskimek zenginliktir / Sen sözümü dinle / Su olmaktır eskimek / Çiçek olmaktır yeniden / ... Acının tadı var / Belki ölüm dediklerinde. "

Sonra umudun o tatlı ışığını yakarak size sorar:

"Doğmak mutluluk mu sanki / Ölmek mutsuzluk mu?"

Duyarlılığın kaynağından Tevfik Akdağ'ın şiirine taşıdığı yüreklendirmede aynı ululuğu bulursunuz:

"Sendedir sevginin mikroskobu / Kendinle bir olunca".

Ardından çıkışın aydınlık kapısını gösterir:

"Kavgayı sevgiyle karşıla / Çelişkiyi sevgiyle buyur et / Göreceksin sevgidir / Yalnızlığın sihirbazı / Sevgidir başkası olmak / Onların içinde yaşamak / ... Yolun açık olsun / Bütün düşüncelere."


Bir Şiir

ESKİ İNSAN SÖZLERİ

Gökyüzünün avucunda
Kargalar gibi sahipsiz
Köpekler gibi yalnızız

Doğaya bırakılmış
Denizdeki kayalar gibi
Aşınan umutlarımız

Bunca kalıtın içinde
Tutmamış aşımız
Ağaçlar gibi yabancılaşmışız

Kardeşlik sıcak bir hayal
Dostluk tatlı bir yalan
Dağlar gibi ayrı kalmışız

Nerde sevginin tutunanı
Hani barışın sürüp gideni
Hiç bağlanmamış bağımsız

Her şey söylenmiş
Ne varsa yazılmış
Başlamamış insanlığımız.




İlk şiiri Varlık'ta yayımlandı

Tevfik Akdağ 1932 yılında İzmir'de doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. Banka müfettişliği ve yöneticiliği yaptı. İlk şiirleri Varlık'ta yayımlandı (1952). İmgeyi öne alan, yeni bir yapı, ses ve öz getirmeyı amaçlayan şiirleriyle İkinci Yeni hareketi içinde yer aldı. Arkadaşlarıyla Şimdilik adlı bir dergi çıkardı (1955). İlk kitabı Lacivert Kanatlı Bir Kuştur Gece (1968) ve ikinci kitabı Çıplak ve Sevinçle'den (1977) sonra Akdağ bu üçüncü kitabı Eski İnsan Sözleri ile son şiirlerini bir araya getiriyor.

TARIK DURSUN K.
Cumhuriyet Kitap Eki, 14 Eylül 1990, S. 11

ŞİİRLERİ



ARKADAŞINIZA GÖNDERMEK İÇİN:





ŞİİR PARKI