Balıkesir'in Edremit ilçesine bağlı Güre köyünde varlıklı bir aile yaşarmış. Kahveci Mehmet Şevket Efendi'nin eşi Şöhret Hanım, köyün en zenginlerinden biri olduğunu giyim kuşamıyla belli etmeyi severdi. Öyle ki, hasat zamanı köylülerle zeytin toplamaya giderken bile göz alıcı giysilerini, gösterişli takılarını ve topuklu ayakkabılarını giyerdi.
Şöhret Hanım ve Mehmet Şevket Efendi'nin Zekeriya adında genç bir oğulları vardı. Zekeriya, vatani görevi için Enver Paşa komutasındaki Sarıkamış Harekatı'nda görev alan askerlerimizden biriydi. Altmış bin askerimizin hayatını kaybettiği bu harekatta, ne yazık ki Zekeriya da evine dönemedi.
Sarıkamış Harekatı'nda askerler, bölgedeki yoğun kardan dolayı yolda ilerleyebilmek adına karları teperek yürürlerdi. Her yerin karla kaplı olduğu bu bölgede boşlukları tespit etmek imkansızdı. Zekeriya da bu yürüyüş sırasında karla dolu bir çukura düşerek hayatını kaybetti.
Hasat zamanı keklikler ötüşürken oğlunun şehit haberini alan Şöhret Hanım, bu acıyla yıllardır dilimize pelesenk olan, dinledikçe bizi hüzne boğan "İki Keklik" türküsünü yazarak oğlunu ve hikayesini ölümsüzleştirdi:
İKİ KEKLİK
İki keklik bir kayada ötüyor
Ötme de keklik derdim bana yetiyor
Aman aman yetiyor
Annesine kara da haber gidiyor
Yazması oyalı kundurası boyalı
Yar benim aman aman yar benim
Uzun da geceler yar boynuna sar beni
Aman aman sar beni
İki keklik bir dereden su içer
Dertli de keklik dertsizlere dert açar
Aman aman dert açar
Buna yanık sevda derler tez geçer
Yazması oyalı kundurası boyalı
Yar benim aman aman yar benim
Uzun da geceler yar boynuna sar beni
Aman aman sar beni.
