ŞEHRİYAR

 
1. Rahmete açılan bir gökyüzüydü, Üstümüze yıldızlar serpen Şefkatli bir anne gibiydi Seni bağrına basan toprak Mümin, mütevekkil bir güzel adam için Ölümün müthiş ve gizemli sorularına Ağrılarımı iyileştiren Sakin cevaplar bulabilirdim. Cesur olmayı dener "Yaşamak" bu diyebilirdim. İçimde bulutlar hep böyle kabarmaz, Uysal gözlerle bakardım sana Hafta sonlan parkları sevebilir, Anılarımı bir tablo gibi asardım duvara Söylenecek sözlerim olmasaydı hayata. 2. Oysa yine çocuklar var hayatımızın ortasında Güzel yüzleri ve namlı isyanlarıyla Sayfalarından hayata çıkıp Bizi insanlığımızdan utandıran, Müthiş nağralarıyla haberler salan ortalığa. Sonra biraz Filistin, bir parça Afgan Ve napalm eksersizleri Karanlık mağralarından çıkan devlerin. Sonra acıları ve sevinçleri Birlikte paylaşan bir yürek, 'Beyaz haberler' ustası bir nevcihan Alımlı vitrinlerini onurla geçerek hayatın 'Yürekdede' sofrasından 'Serçekuş' kanatlarıyla Güzellikler sunan mümin yüreklere Er meydanına Kurşundan ağır kelimelerle çıkan. Sonrası bir şehir ve yine sen Şehriyâr, Zulüm kaldığı yerden Vurmaya başlarken yumruğunu toprağa, İçinde Asyalı karanfiller ağlar, Toprağın yağmuru arar ve uykusuzluğun İz bırakır ceylan gözlerde Şehriyâr, Bir şehrin kederi senden sorulur. Sonra yine açarsın sofranı, coğrafyan geniş 'Zal tepesine doğru sonsuz bir koşu Adımlarımız kararlı 'Adamlarımız yiğit' Döverler bilinç harmanını Sonra şu bizim yeryüzünde topraktan gel gel nöbetleri' 3. Uzak mevsimler midir Şehriyâr yaşayamadıklarımız, Tutuklu günlerimiz mi? Halkımızın yüzyıllık öfkesini boşaltan sokaklar artık ne insan yüzleri taşır omzunda, Ne sıcak bir gülümseme. Beni bulmaz artık postacı, Ne de dost dudağından bir selam, İçimde mısralarının çağıltısı. -Bismillah, elif lâm- Aşkım bir hüzün bulutuna dönüşüp Çöker dağının üstüne Havf ve reca makamında, Dilimde, dua metinleri, aşk ayetleri. -İnna lillalıi ve inna ileyhi raciun- Güzel hayatlar ve ölümler için. Mesafeleri toplayıp uzun bir gecede Ateşini yüreğimde yakıyorum Sıcak bir haziran öğlesi Bir telefon dua ve gözyaşı, İn ve cin, su, hava, ateş Serin serviler altında mütebessim toprak, Mahzun gönüller, 'Sevginin gücü, savaş ritimleri' Fatiha yasin tebareke ve amin "-Hakkınızı helal edin, Hakkınızı helal edin..." 4. Beni anla. Çılgınlık öğrendim ırmaklarından, Göğsümde bir cihan soluyor rüzgar. Rabbimize teslimiyet ve razı olmak için, Yumuşak bir kavisle geçerek ölüm sularını Güzel şeyler de söylemeliyim. Maraş, Ankara, İstanbul ve Boğaziçi, Ayaklarının ucunda deniz Harlı alevler ve bahar için Şiirlerin seni ele verir Şehriyâr. Kaç martının ayakları suya değer balıklar sevinir Seninle bütün bir şehir Son rüyasına dalar, Gözlerini alıp sabaha başlangıç yapar, Toprak uyanır, bereketi başlar günün, Sevginin en mahrem sınırından geçilir, Gölgen olur peşinden yürür, Yağmur olup düşerim toprağına. Havf ve reca havf ve reca Yasin tebareke fatiha ve dua. Son söz / "Her şey karıştı çünkü öldün, Artık kimse bulamaz kendini. Eller birbirinin içinde, Senin ölmüş elin yapışır Benim tetiğimin üstüne..." -Şimdi üzgünüz arkadaş-

 
Cahit Zarifoğlu
( 1940 - 1987 )






ŞİİR PARKI